22 03 2013

Behçet Hastalığının Genetik Risklerinde Yeni Bulgular

Behçet Hastalığının Genetik Risklerinde Yeni Bulgular |  görsel 1

    Özlem Ak İkinci Araştırmacılar körlük gibi ciddi komplikasyonlara ve oral, genital yaralara neden olan Behçet hastalığının kesin sebebini bilmiyor. Fakat yeni bir araştırma bazı insanların bu hastalığa neden daha duyarlı olduğunun daha iyi anlaşılmasını sağladı. Michiganled Üniversitesi’nden uluslararası araştırmacıların oluşturduğu bir ekip Behçet hastalığı ile ilgili en geniş genetik analizlerden birini yaparak yeni bir gen tipi tanımladı. Bu çalışmanın sonuçları Nature Genetics dergisinde yayımlandı. Araştırma ekibinden Michiganled Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Amr Sawalha bu hastalığın ciddi komplikasyonlarla ilişkili olduğunu, bu nedenle henüz tam olarak anlaşılmadığını ve tethinkstock davi seçeneklerinin de sınırlı olduğunu söylüyor ve kendilerini bu hastalığın anlaşılmasına bir adım daha yaklaştıracak ciddi genetik risk etkenlerini tanımlamayı başardıklarını da sözlerine ekliyor. Behçet hastalığı bir Türk doktor olan Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında teşhis edilen, bu nedenle uluslararası literatürde Behçet hastalığı olarak adlandırılan hastalıktır. Türkiye, İtalya, Almanya ve Hollanda’dan araştırmacıların katıldığı bu çalışmada, bu hastalıkla özel bir gen grubunun nasıl bir bağlantısı olduğu açıklığa kavuşturuldu. Hastalık her etnik kökenden insanı etkileyebiliyor. Fakat yaygın olarak Doğu Asya’daki, İpek Yolu üzerindeki, Türkiye’deki, Akdeniz ve Orta Doğu ülkelerindeki insanları etkiliyor. Hastalık bütün vücuda kan damarları aracılığıyla dağılan kronik yangıya sebep oluyor ve göz, beyin, cilt, eklemler ve sindirim sistemi olmak üzere pek çok organı etkiliyor. Ağızda ve genital bölgede ülser, göz iltihabı ve görme bozukluğu, deri döküntüleri ve le... Devamı

22 03 2013

Bilim Kafeleri Yeni Öğrenme Kapıları Açıyor

Bilim Kafeleri Yeni Öğrenme Kapıları Açıyor |  görsel 1

  Çağlayan Taybaş Bilim dünyasının zor konuları üniversitelerden dışarıya taşıyor ve günlük hayatta uğrak yerimiz kafeleri bilim kafeleri haline getiriyor. Her daim arkadaşlarımızla gittiğimiz kafeler, restoranlar artık bilimsel sohbetlerin gerçekleştiği bir ortama dönüşme yolunda ilerliyor. Meyve suyunuzu sipariş ederken hiç içindeki maddelerin kimyasal özelliklerini merak ettiniz mi? Peki tostunuzu yerken çenenizin ekmek üzerindeki basıncını ve kaslarınızın kasılması esnasındaki biyolojik çalışma ilkelerini düşündünüz mü? Bir bilim iletişimi aracı olan bilim kafeleri, bu gibi soruların yanıtlarını bulmanızda size yardım edebilir. 27 yaşında bir grafik tasarımcı olan Sean Walsh bilim  afelerinden bahsederken şu sözleri kullanıyor: “Biz sadece öğrenmek ve karşılaştığımız her ne varsa anlamak istiyoruz, bunu yaparken de sosyalleşip iyi vakit geçiriyoruz.” Bilim kafeleri ABD’de çok sayıda şehre yayılmış durumda ve yayılmaya da devam ediyor. Toplumdaki birçok insan belirli bir alanda çalışan bilim insanlarının sohbetlerini dinlemek için bilim kafelerine uğruyor. Florida Bilim Akademisi’nin müdürü Edward Haddad bilim kafelerinin Orlando’da başlatılmasına yardım etmiş ve yayılmalarını organize ediyor, bilim kafeleriyle ilgili olarak da şunları söylüyor: “Genelde kafelerin müşteri kitlesini üniversite öğrencileri ya da bilime çok meraklı kişiler oluşturuyor. Temel bilimler, teknoloji, mühendislik, matematik gibi alanlarda mezun sayısının artması bilim  kafelerini daha etkin hale getiriyor ve bunların sayısının gün geçtikçe artmasını sağlıyor.” ABD’de Orlando’da başlayan bilim kafeleri hareketi İngiltere’ye sıçramış durumda. İngiltere’n... Devamı

22 03 2013

Batı’da Bilim Geleneğinin Doğuşu ve Oxford Çevresi

Batı’da Bilim  Geleneğinin Doğuşu  ve Oxford Çevresi |  görsel 1

    13. yüzyılın başlarında, Latinceye çevrilen Arapça ve Grekçe bilim ve düşün yapıtlarının kazandırdığı ivmeyle, Avrupa’da bilim geleneği yeniden doğdu ve giderek tırmanışa geçti. Erken Orta Çağ döneminin katedral okullarının yerini alan ve kıtanın her yanında sayıları hızla artan üniversiteler ise bilimsel gelişmenin merkezleri oldu. İlk kurulanlardan biri Bologna Üniversitesiydi (1088). Onu Paris (1150), Oxford (1167), Palenzia (1178), Reggio (1188), Vicenza (1204), Cambridge (1209), Salamanca (1218) ve Padua’da (1222) kurulan ilk on üniversite ile Salerno Tıp Okulu’nun yeniden kurulması (1173) izledi. İlerleyen yıllarda on  üniversite daha kuruldu. 14. Yüzyılda yirmi beş, 15. yüzyılda otuz beş üniversite daha... 1500 yılına gelindiğinde Avrupa’da seksen üniversite olmuştu. Böylece üniversiteler Avrupa’da 12. yüzyılın başlarında Grek-İslam biliminin ilk kez edinilmesiyle başlayan muazzam düşünsel canlanmanın merkezleri oldu.   Avrupa’da Bilim Geleneğinin Yeniden İnşası Bologna Üniversitesi hukuk ve tıp alanında, Paris Üniversitesi mantıkta ve tanrıbilimde, Oxford ise felsefede ve doğa bilimlerinde   öne çıktı. Tıp öğreniminde Hipokrat ve Galen’in öğretileri esas alınırken mantık, felsefe ve bilim öğrenimi Aristoteles’in yapıtlarına ve şerhlerine dayanıyordu. Ancak Katolik teologlar Aristoteles’in doğa felsefesiyle ilgili bazı fikirlerine şiddetle karşıydı ve 1210 yılında Paris’te toplanan Piskoposlar Kurulu Aristoteles’in doğa felsefesinin Paris Üniversitesi’nde okutulmasını yasakladı. Bunun gibi çeşitli yasaklamalara karşın, pek çok akademisyen çevirilerle edindikleri Grek-İslam bilgi birikimini özümsemekte ve bunu yeni bir doğa felsefesi geliş... Devamı

22 03 2013

Bal arılarının şaşırtan sırrı

Bal arılarının şaşırtan sırrı |  görsel 1

  Bal arıları, ziyaret ettikleri çiçeğe ikinci kez uğramıyorlar. Peki bu nasıl oluyor? Bristol Üniversitesinde yapılan araştırmada, bal arılarının vücutlarındaki elektro alıcılar sayesinde ziyaret edilen çiçeğe yeniden uğramadıkları belirlendi. Doğa Bilimleri Genel Sekreteri Müge Kanay yaptığı açıklamada, yarım kilogram bal üretebilmek için bir bal arısının 2 milyondan fazla çiçekten bitki özü toplaması gerektiğini belirtti. İhtiyaç duyduklarından fazla bal üreten arıların, bu kadar çok çiçeği gezebilmek için çok emek harcadıklarını dile getiren Kanay, ancak bunu yaparken aynı çiçeğin birkaç kez ziyaret edilmediğini vurguladı. Kanay, bal arılarının bu ayrımı nasıl yaptığının bilim adamlarının uzun zamandır dikkatini çektiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Nasıl olur da bir bal arısının ziyaret ettiği çiçeğe bir başka bal arısı uğrayıp, çiçeğin içi dolu mu boş mu diye bakmaz? Arılar, bir çiçeğin daha önceden ziyaret edilip edilmediğini nasıl bilebilmektedir? Bu sorulara cevap bulabilmek için bilim adamları uzun uğraşlar verdi. Birleşik Krallık'taki Bristol Üniversitesinde uzmanların yaptığı çalışmalar, kafalardaki soru işaretlerini kaldırdı. Üniversitenin yaptığı araştırmanın sonuçları, Nature Dergisinde yayınlandı. Buna göre, bal arıları bu ayrımı yapabilmek için özel bir teknoloji kullanıyor. Vücutlarındaki elektro alıcılar sayesinde aynı çiçek ikinci kez ziyaret edilmiyor.'' Enerji ve zaman tasarrufu Arıların kanatlarını çırptıkları zaman pozitif elektrikle yüklendiklerini vurgulayan Kanay, bu sayede kanatlardaki elektrostatik kuvvetin mıknatıs gibi polenleri arının üzerine yapıştırdığını anlattı. Kanay, ... Devamı

22 03 2013

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

gunesbal.com Koyu rengi, gevşek kıvamıyla adeta konsantre olan kestane balı, öksürük, astım, bronşit ve nefes darlığı gibi hastalıkların tedavisinde etkili. Biyokimya Profesörü Sevgi Kolaylı, antioksidan özelliğinden dolayı balı ‘doğal antibiyotik’ olarak adlandırıyor.  Devamı

18 03 2013

Arıcılık kitabı (yayçep yayını)

Arıcılık kitabı (yayçep yayını) |  görsel 1

indirme linki aşağıdadır:   http://www.bal-bal.com/docs/ARICILIK.docx   Devamı

18 03 2013

Bal için uyarı!

Bal için uyarı! |  görsel 1

kaynak: www.gunesbal.com Doktorların 'Bal bebekleri zehirler' uyarısı bakanlığı harekete geçirdi. Bal etiketlerinde, '1 yaşından küçüklere bal vermeyin' ifadesi yer alacak... Kahvaltı masalarından eksik edilmeyen bal ile ilgili devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. Doktorların "Bebeklere bal yedirmeyin" uyarısının, artık bal etiketlerinde de yer alması için önemli bir adım atıldı. İnsan vücudu için faydalı olan bal, bebekler için ne yazık ki aynı özelliği taşımıyor. Balın alerji maddesi içermesi bakımından, bu besinin 1 yaşından küçük bebeklere yedirilmesi, zehirlenmeleri de beraberinde getiriyor. BAKANLIK 'TASLAK' HAZIRLADI... Bu "ölümcül uyarı"nın anne-babalarca dikkate alınmaması ise yetkilileri harekete geçirdi. Sağlık Bakanlığı'nın ikazı üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı... ...Kaynak : bal.blogcu.com Devamı

1...9101112131415161718...52