15 10 2012

ARICILIKTA İLKBAHAR BAKIMI VE KONTROLLERİ

ARICILIKTA İLKBAHAR BAKIMI VE KONTROLLERİ |  görsel 1

  Bal arıları çalışma davranışlarını doğa koşullarına göre düzenlediklerinden, arıcılık yapanların ve yapacakların, kolonilerin doğal dünyasındaki hayat süreci ve gelişmeleri konusunda, yeterli ve doğru bilgilere sahip olmaları ve bu bilgilerini uygulamaya aktarabilmeleri gerekmektedir. Birçok arıcı, içinde sadece arısı bulunan kovanların sahibi konumundadır. Ancak arıcılıkta başarılı olmak sadece arısı bulunan kovanlara sahip olmakla sağlanamaz. Arıcılıkta başarı; arıyı tanımaya, koloninin sosyal yapısını bilmeye ve arıcılık tekniklerini zamanında ve doğru şekilde uygul amay a bağlıdır. Kolonilerin erken ilkbahar muayene ve kontrollerindeki amaç; arıların kışı nasıl geçirdiklerini, kovanda mevcut gıda miktarını, ana arının var olup olmadığını, var ise yumurtlama durumunu, işçi arı miktarını, kovanda küflü petek olup olmadığını, kovanlarda hastalık ve zararlıların bulunup bulunmadığını kontrol etmek için kovanı açıp muayene etmektir. İlkbaharda yapılacak işlerin ana amacı; kıştan yeni çıkmış kolonilerin populasyonunu artırmak, sağlık bakımından koloniyi iyi bir duruma getirmek ve yüksek sayıda tarlacı işçi arı kadrolarıyla nektar akımı mevsimine girmelerini sağlamaktırİlk Kontrol ve Zamanı Hava sıcaklığının 15°C dolaylarına ulaştığı bahar başlangıcında, kovanlarda arı faaliyetinin olup olmadığı uçuş aktivitesinden kontrol edilir. Kontrollerde arısı ölmüş kolonilere rastlanılırsa yağmacılığı önlemek için kovan kapatılarak arılıktan çıkarılır. Mevsime göre uçuş aktivitesi olan kolonilerin besin ihtiyaçları tespit edilmeye çalışılır ve besin ihtiyacı olan koloniler beslemeye alınır. Ayrıca kov... Devamı

15 10 2012

BAL ARILARINDA GÖRÜLEN MUTASYONLAR

BAL ARILARINDA GÖRÜLEN MUTASYONLAR |  görsel 1

  Bal arılarında görülen mutasyonlardan bahsetmeden önce mutasyonun ne olduğunu bir açmamız gerekir. Mutasyon, canlının sahip olduğu DNA zincirindeki yapısal bozulmalar olarak tanımlanmaktadır. Mutasyona uğramış bir DNA’nın nükleotit sayısında azalma veya artma meydana gelmektedir. Normal DNA dizilişi değişir ve farklı nükleotit dizilimine sahip yeni bir DNA oluşur . Mutasyon sonucunda DNA dizilimi bozulması farklı şekillerde olabilir. DNA zinciri çift taraflı olarak kopabilir. DNA’da nükleotitler yanlış eşleşebilir. Mutasyona Neden Olan Etkenler arasında; X Işınları (radyasyon), ultraviole Işınlar, zararlı kimyasallar, sigara, hava kirliliği, çok fazla hazır gıdalarla beslenme, kapanmayan yaralar, pH (asit-baz) dengesindeki anormallikler sayılabilir. Peki bal arılarında son zamanlarda sıklıkla bahsedilen mutasyon nedir ? Ülkemizde genellikle gezginci arıcılık yapıldığından çeşitli genotipik değişimler meydanagelmesiyle oluşan genetik kirlilik, son yıllarda bal arılarında mutasyona sebep olan birçok fenotip ortaya çıkarmıştır. Ağırlıkla göz rengi, göz yapısı ve kısmen de kanat, vücut rengi ve kıl rengiyle ilgili mutant fenotiplere rastlanmıştır. Resesif genler her kromozom lokusunda sadece bir allel gen ihtiva eden haploit kromozomlu erkek arılarda tespit edilmiştir. Bu farklı mutant fenotipler çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkar. Bal Arılarında Rastlanan Mutasyonlar Göz rengi mutasyonları: Göz renkleri hemen hemen beyazdan koyu sarıya, kırmızı ve kahverengine kadar değişen ton farklılıkları gösterir. Göz renkleri, göz pigmentleri tam teşekkül etmesinden ileri gelir. Sadece koyu esmer, lal taşı göz rengine sahip erkek arılar doğal çiftleşme iç... Devamı

15 10 2012

BAL ARISI, BİYOÇEŞİTLİLİK VE KORUMA ÇALIŞMALARI

BAL ARISI, BİYOÇEŞİTLİLİK VE KORUMA ÇALIŞMALARI |  görsel 1

  Çeşitli tür ve ırkların, ülkeler ekonomisi üzerine önemli roller oynadığı düşünülmekte ve bu olanağın kullanılmasına yönelik planlar yapılmaktadır. 20. yüzyılın ortalarında tarım alanında gerçekleşen endüstrileşmeye paralel olarak, çeşitli tür ve ırklar lehine yapılan seleksiyon çalışmalarının artması sonucu pek çok tür ve ırk yok olma tehdidi altında bulunmaktadır. Bir çok Dünya ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yüksek bal üretimi için lokal adaptasyon göz ardı edildi. Özellikle hızla gelişen göçer arıcılık, lokal alt türlerin yok olma sürecinde etkili bir diğer faktör olurken, ticari ana arı yetiştiriciliğinin de yaygınlaşması sonucu hem lokal alt türler hem de genetik çeşitlilik hızla yok olma sürecine girdi. Bu bakımdan lokal türler, ırklar ve genotiplerin korunması ve populasyonlarda varolan genetik çeşitliliğin artırılması hem sosyoekonomik hem de ekolojik dengenin korunması açılarından son derece gerekli görülmektedir. Birbirinden farklı genetik yapıdaki bireyler hastalıklara direnç, kışlama yeteneği, hijyen davranışı, verim kabiliyeti, savunma davranışı ve daha bir çok özellikleri bakımından farklılık gösterirler. Gelecekte savaşlar, politik değişikliklerin etkileri, iklim değişiklikleri, parazit ve hastalık etkenlerindeki mutasyonlar vb. ihtimalleri tahmin etmek imkansızolduğundan hangi karakterlerin potansiyel değere sahip olacağını da şimdiden tespit etmek imkansızdır. Koruma devam ettiği sürece elimizde kullanılmak üzere canlı materyal her an hazır olacak ve bu ırkların nesli tükenmemiş olacaktır. Biyoçeşitlilik bakımından Türkiye çok zengin... Devamı

08 10 2012

ARIOTU YETİŞTİRİCİLİĞİ

ARIOTU YETİŞTİRİCİLİĞİ |  görsel 1

  Dr. Ali KORKMAZ Ziraat Yüksek Mühendisi Tarım İl Müdürlüğü /Samsun Prof.Dr.Ulviye KUMOVA Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Balcalı/ADANA Arıotu Bitkisinin Özellikleri Arıotu, Hydrophillaceae familyasına ait Kaliforniya orijinli tek yıllık bir bitkidir. Dik olarak gelişen, 60-100 cm kadar boylanan bir bitki olup sapın üzeri dikenimsi tüylerle kaplıdır. Yapraklar sap üzerinde almaşıklı olarak dizilmişlerdir. Çiçek salkımları, sapın daha çok üst boğumlarından çıkmaktadır. Bir çiçek salkımında çiçeklenme, salkımın alt kısmından başlamakta ve yaklaşık bir hafta sürmektedir. Çiçeklenme süresi, bir bitki için yaklaşık 1 ay, bir tarla için ise 1.5-2 aydır. Bu derece geniş bir çiçeklenme, çoğu bitkilerde görülmemektedir. Arıotunda çiçekler genellikle açık mor renklidir. Bir arıotu çiçeği günde iklim ve gübreleme başta olmak üzere çeşitli çevresel koşullar altında 0.80-1.62 mg nektar salgılamaktadır. Koloninin gücüne göre iyi bir sezonda koloni başına 5-9 kg arıotu balı hasat edilebilmekte, dekara bal verimi çok değişkenlik göstermekle birlikte 30-100 kg arasında olmaktadır. Arıotunun 13 türü bilinmekte olup 5-6 türü arıcılık açısından bir önem taşımaktadır.Arıotu Tarımı Arıotu ekimi 20-30 cm aralıklı sıralara yapılmaktadır. Tohumluk miktarı 1-1.5 kg/da olup ekim derinliği 1-2 cm arasındadır. Dekara 5-6 kg saf azot ve fosfor gübrelemesi yapılmalıdır. Akdeniz sahil kuşağında rakımı 500 metreye kadar olan yerlerde sonbaharda eylül-kasım ayları arasında ekilmektedir. Karadeniz Bölge... Devamı

07 10 2012

TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ BAL ÜRETİM BÖLGELERİ

    Yrd. Doç Dr. Recep SIRALI Ordu Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, ORDU     En ileri arıcılık tekniklerinin uygulandığı ülkelerde bile, arıcılık büyük ölçüde iklim ve bitki örtüsü gibi doğal koşullara bağlıdır. İklim aynı zamanda, bölgenin bitki örtüsünde yer alan bitki türlerinin de kaynağını oluşturmaktadır. Üretilen balın miktarı ve niteliği, büyük oranda yöredeki bitki örtüsüyle ilgilidir. Bitki örtüsü içerisindeki nektar veren kaynakların dağılımı o bölgedeki arıcılığın şekli ile arıcılık ürünlerinin nitelik ve niceliğine etki etmektedir. Ülkemiz uygun ekolojisi ve zengin florası ile arıcılıkta söz sahibi ülkelerden biri durumundadır. Türkiye’de doğal olarak veya kültüre alınan yaklaşık 300 türün nektarlı bitki olduğu ve arıcılık açısından önem taşıdığı bilinmektedir. Dünya’da belirlenmiş ballı bitki türlerinin % 75’i ülkemizde bulunmaktadır. Bu floristik zenginliğin nedeni yurdumuzun değişik yörelerinde farklı iklimsel, topografik özelliklerin görülmesi ve bu çevre şartlarına uygun farklı bitki birliklerinin oluşmasıdır. Yurdumuzun tüm bölgeleri arıcılığa uygun olmasına rağmen, aynı öneme sahip değildir. Çünkü her coğrafik bölgemiz arıcılık açısından kendine özgü çok değişik bitki türlerini barındırmaktadır. Buna paralel olarak, değişik doğal şartlarda ve farklı yıllarda yabani ve kültür bitkilerinin çiçeklenme dönemleri aynı olmayıp yöredenyöreye değişmekte ve bu durum ülkemizi baştanbaşa arı... Devamı

07 10 2012

EN VERİMLİ ARI SİZİN ARILIĞINIZDAKİ ARIDIR

    Doç. Dr. Ahmet Güler Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, SAMSUN   İklim, bitki örtüsü ve doğal zararlı varlığı değişik coğrafyalarda farklı arı ırklarının oluşumunu sağlamıştır. Bu ırklar, çevre ile genetik yapının ortak etkileri sonucu ve binlerce yıllık süreçte oluşmuşlardır. Sahip oldukları genetik çeşitlilik, verimli olmalarını, hastalık ve parazitlerle mücadele etmelerini sağlayan en önemli şanstır. Her arı oluştuğu coğrafik bölgede daha verimli ve yüksek yaşama şansına sahiptir. En verimli arı fazla uzakta aranmamalıdır. En iyi arı sizin arılığınızda olabilir. Arıcının kendi arılığında daha fazla verim veren ve hastalanmayan kolonileri seçerek bunların sayısını arttırması mümkündür. Bu makalede her arılığın genetik kaynak açısından bir diğerinden farklı olduğu ve gerekli izleme, kayıt ve kontroller ile zaman içinde gerçekleştirilecek bir seçim sonucu o bölgeye en uygun gen kaynağına ulaşılabileceği veböylece arı gen kaynaklarımızın korunmasına katkıda bulunulacağı vurgulanmıştır. Dünyanın değişik coğrafik bölgelerinde verim ve davranış yönünden birbirinden farklı arı ırkları oluşmuştur. Bu farklılığın temel sebebi genetik yapının farklı oluşudur. Kafkas, Karniyol ve İtalyan arı ırkları bunlardan en yaygın ve yetiştiriciliği yapılanlardır. Dünyadaki en önemli arı gen merkezlerinden birisi olan Anadolu coğrafyası Kafkas ve Anadolu arı ırklarının ana vatanıdır. Bu iki ırk önemli özelliklerinden dolayı ıslah çalışmalarında kullanılmıştır. Anadolu’daki arı ırkları ıslah edilmedikleri yani ham kaynak niteliğinde oldukları için ıslah edilmeleri durumunda v... Devamı

06 10 2012

70-140 milyon kadın sünnet edildi

70-140 milyon kadın sünnet edildi |  görsel 1

    Avrupa Birliği’nin Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı rapora göre, her yıl yaklaşık 3 milyon kız, günde 8 bin kız sünnet ediliyor.   AB/UNICEF işbirliğiyle Afrika ülkelerinde uygulanan projeyle binlerce kadının “genital mutilation” olarak bilinen kadın sünnetinden kurtarıldığı belirtildi. -AB raporuna göre, kadın sünneti kızları “evlenebilir” kılmayı amaçlıyor. 70 ila 140 milyon kız ya da kadının, kadın sünnetinin değişik biçimlerine uğramış olduğu ve hayatlarını acılı komplikasyonlarla sürdürdükleri tahmin ediliyor. Her yıl yaklaşık 3 milyon kız (günde 8 bin kız) uygulamanın sonuçlarına katlanıyor. Uygulama Afrika ülkelerinin yanı sıra bazı Orta Doğu ve Asya ülkelerinde görülüyor. Avrupa Birliği, dünya üzerinde 70 ila 140 milyon kadının ilkel bir uygulama olan “kadın sünneti”ne maruz bırakıldığını belirtti. Avrupa Komisyonu, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile birlikte uygulanan bir projeyle Afrika’da binlerce kadının ilkel bir uygulama olan kadın sünnetinden kurtarıldığını bildirdi. AB’ye göre günde 8 bin kız kadın sünneti uygulamasıyla karşı karşıya kalıyor. AB’nin Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı “Sosyal Değişimin Dinamikleri: Beş Afrika Ülkesinde Kadın Sünnetinin Terkedilmesi” başlıklı raporuna göre, farkındalık oluşturmaya yönelik eğitim projesi sonucu Mısır, Eritre, Etyopya, Senegal ve Sudan’daki çeşitli topluluklarda binlerce kız bu uygulamadan kurtuldu. -“MISIR’DA ORAN YÜZDE 91”- Raporda şöyle denildi: “-15-49 yaş arasındaki kadınların yüzde 28’inin sünnet edildiği Senegal’de şaşırtıcı i... Devamı