22 03 2013

Bilim Kafeleri Yeni Öğrenme Kapıları Açıyor

Bilim Kafeleri Yeni Öğrenme Kapıları Açıyor |  görsel 1

  Çağlayan Taybaş Bilim dünyasının zor konuları üniversitelerden dışarıya taşıyor ve günlük hayatta uğrak yerimiz kafeleri bilim kafeleri haline getiriyor. Her daim arkadaşlarımızla gittiğimiz kafeler, restoranlar artık bilimsel sohbetlerin gerçekleştiği bir ortama dönüşme yolunda ilerliyor. Meyve suyunuzu sipariş ederken hiç içindeki maddelerin kimyasal özelliklerini merak ettiniz mi? Peki tostunuzu yerken çenenizin ekmek üzerindeki basıncını ve kaslarınızın kasılması esnasındaki biyolojik çalışma ilkelerini düşündünüz mü? Bir bilim iletişimi aracı olan bilim kafeleri, bu gibi soruların yanıtlarını bulmanızda size yardım edebilir. 27 yaşında bir grafik tasarımcı olan Sean Walsh bilim  afelerinden bahsederken şu sözleri kullanıyor: “Biz sadece öğrenmek ve karşılaştığımız her ne varsa anlamak istiyoruz, bunu yaparken de sosyalleşip iyi vakit geçiriyoruz.” Bilim kafeleri ABD’de çok sayıda şehre yayılmış durumda ve yayılmaya da devam ediyor. Toplumdaki birçok insan belirli bir alanda çalışan bilim insanlarının sohbetlerini dinlemek için bilim kafelerine uğruyor. Florida Bilim Akademisi’nin müdürü Edward Haddad bilim kafelerinin Orlando’da başlatılmasına yardım etmiş ve yayılmalarını organize ediyor, bilim kafeleriyle ilgili olarak da şunları söylüyor: “Genelde kafelerin müşteri kitlesini üniversite öğrencileri ya da bilime çok meraklı kişiler oluşturuyor. Temel bilimler, teknoloji, mühendislik, matematik gibi alanlarda mezun sayısının artması bilim  kafelerini daha etkin hale getiriyor ve bunların sayısının gün geçtikçe artmasını sağlıyor.” ABD’de Orlando’da başlayan bilim kafeleri hareketi İngiltere’ye sıçramış durumda. İngiltere’n... Devamı

22 03 2013

Batı’da Bilim Geleneğinin Doğuşu ve Oxford Çevresi

Batı’da Bilim  Geleneğinin Doğuşu  ve Oxford Çevresi |  görsel 1

    13. yüzyılın başlarında, Latinceye çevrilen Arapça ve Grekçe bilim ve düşün yapıtlarının kazandırdığı ivmeyle, Avrupa’da bilim geleneği yeniden doğdu ve giderek tırmanışa geçti. Erken Orta Çağ döneminin katedral okullarının yerini alan ve kıtanın her yanında sayıları hızla artan üniversiteler ise bilimsel gelişmenin merkezleri oldu. İlk kurulanlardan biri Bologna Üniversitesiydi (1088). Onu Paris (1150), Oxford (1167), Palenzia (1178), Reggio (1188), Vicenza (1204), Cambridge (1209), Salamanca (1218) ve Padua’da (1222) kurulan ilk on üniversite ile Salerno Tıp Okulu’nun yeniden kurulması (1173) izledi. İlerleyen yıllarda on  üniversite daha kuruldu. 14. Yüzyılda yirmi beş, 15. yüzyılda otuz beş üniversite daha... 1500 yılına gelindiğinde Avrupa’da seksen üniversite olmuştu. Böylece üniversiteler Avrupa’da 12. yüzyılın başlarında Grek-İslam biliminin ilk kez edinilmesiyle başlayan muazzam düşünsel canlanmanın merkezleri oldu.   Avrupa’da Bilim Geleneğinin Yeniden İnşası Bologna Üniversitesi hukuk ve tıp alanında, Paris Üniversitesi mantıkta ve tanrıbilimde, Oxford ise felsefede ve doğa bilimlerinde   öne çıktı. Tıp öğreniminde Hipokrat ve Galen’in öğretileri esas alınırken mantık, felsefe ve bilim öğrenimi Aristoteles’in yapıtlarına ve şerhlerine dayanıyordu. Ancak Katolik teologlar Aristoteles’in doğa felsefesiyle ilgili bazı fikirlerine şiddetle karşıydı ve 1210 yılında Paris’te toplanan Piskoposlar Kurulu Aristoteles’in doğa felsefesinin Paris Üniversitesi’nde okutulmasını yasakladı. Bunun gibi çeşitli yasaklamalara karşın, pek çok akademisyen çevirilerle edindikleri Grek-İslam bilgi birikimini özümsemekte ve bunu yeni bir doğa felsefesi geliş... Devamı

11 03 2013

Castaño del Robledo Andalusia Spain

Castaño del Robledo  Andalusia  Spain   |  görsel 1

  Castaño del Robledo  Andalusia  Spain Devamı

11 03 2013

Arı Genotiplerinin Değerlendirilmesinde Moleküler Genetik Teknik

Arı Genotiplerinin Değerlendirilmesinde Moleküler Genetik Teknik |  görsel 1

  Ahmet OKUMUŞ1 Feyzullah KONAK2 Ümit KAYABOYNU2 Fatih BİLGİ1 1Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Samsun 2Arıcılık Araştırma İstasyonu Müdürlüğü, Ordu       Özet Dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıcılık önemli ekonomik kaynaklardan birisidir. Bugüne kadar bildirilen 27 adet bal arısı türü bu amaçla kullanılmaktadır. Türkiye’de bölgelere göre Kuzeydoğu Anadoluda Kafkas arısı, Güneydoğu Anadoluda İran arısı, Orta Anadoluda Anadolu arısı, Ege Kıyılarında Muğla arısı, Hatay yöresinde Suriye arısı, Gökçeada yöresinde Gökçeada arısı, Düzce yöresinde Yığılca arısı ve Trakya bölgesinde Karniyol arısının varlığından bahsedilmektedir.    Genetik kaynak olarak ifade edeceğimiz bu arı ırk ve/veya genotiplerinde bugüne kadar üzerinde çok değerli bilgiler içeren morfoloji, verim, genetik farklılık gibi çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Ancak sonuçlarının bölgesel, belirli klonilere ait olduğu ve genel olarak Ülkemiz populasyonunun hepsini tanımladığı ve/veya ifade ettiği söylenemez.   Bununla beraber, arıcılıkla ilgili birçok problemin çözümü bu genetik kaynakların bilinçli bir şekilde kullanılmasıyla alakalıdır. Son zamanlarda biyoteknolojik çalışmalarla ortaya çıkan yeni gelişmeler diğer canlı türlerinde yapılan çalışmalara paralel olarak arıcılıkta da çok önemli gelişmelere neden olmuştur. Arı ıslahında hastalıklara dayanıklılık, verim gibi özelliklerle ifade edilen genetik... Devamı

10 03 2013

Kendini Onaran Elektronik Sistem

Kendini Onaran Elektronik Sistem |  görsel 1

    Bütün haldeki bir çipin içindeki tek bir devrenin arızalanması tüm çipin hatta tüm cihazın kullanılmaz hale  gelmesine yol açabiliyor. Ancak bilim insanları bu soruna yönelik çok akıllıca bir çözüm tasarladı. Kendi kendini onarabilen sistemler kullanıcı arıza olduğunu bile anlamadan arızayı giderebilecek. Illinois Üniversitesi’nden bir grup mühendis kopmuş bir devrede elektrik iletkenliğini göz açıp kapayıncaya kadar düzelterek kendini yenileyebilen bir sistem geliştirdi. Elektronik cihazlar daha karmaşık işler yapabilecek şekilde geliştikçe üreticiler çipleri mümkün olduğunca yoğun biçimde yüklüyor. Ancak çipler üzerindeki yoğunluk, cihaz çalışırken oluşan inişli çıkışlı sıcaklık döngüleri ya da yorulum gibi sebeplerden kaynaklanan dayanıksızlık sorunları yaratabiliyor. Devrenin herhangi bir yerindeki bozukluk tüm cihazın devre dışı kalmasına neden olabiliyor. Araştırmayı yürüten bilim insanlarından malzeme bilimi ve mühendisliği profesörü Nancy Sottos, elle onarımın genellikle pek mümkün olmadığını, çünkü cihazların içine ulaşılmasının zor olduğunu, çok tabakalı bütünleşik devrelerin açılamadığını söylüyor. Sottos aynı şeyin bataryalar için de geçerli olduğunu, bir bataryanın içini açarak sorunun nerede olduğunu aramanın genellikle mümkün olmadığını ekliyor. Ticari amaçlı üretilen çoğu cihaz genellikle belirli aralıklarla değiştirileceği düşünülerek üretiliyor, bu da elektronik çöp miktarını her geçen gün artırıyor. Öte yandan uzayla ya da askeri uygulamalarla ilgili cihazlardaki elektriksel arıza durumunda cihazın yenile... Devamı